İçeriğe geç

“Keşke 25 yaşımda alsaydım” Dediğim Kariyer Tavsiyeleri

Shane Rodgers’in LinkedIn’de yayımladığı “The career advice I wish I had at 25” makalesi, iş hayatının yoğun gündemi sırasında hepimizin karşı karşıya olduğu riskleri belirlemesi açısından çok başarılı. İleride bu makaleyi yazan biri olmamak için iş hayatımızı hepsi birbirinden önemli bu 16 tavsiyeye göre tekrar dizayn etmek gerekli. Yazarın LinkedIn hesabı ve orijinal makale linkini en altta bulabilirsiniz.

Keyifli okumalar.


“Keşke 25 yaşımda alsaydım” Dediğim Kariyer Tavsiyeleri

Gelecekte, 50 yaşına bastığımızda, her birimize birer zaman makinesi bileti verilecek ve sadece 1 kere 25 yaşımızdaki kendimizle konuşma şansı verilecek. Böyle bir şansımız olsaydı nasıl olurdu? 25 yaşımızdaki halimize ne derdik? Ne tavsiye verirdik?

Sık sık keşke bunu yapabilseydim diyorum. Sadece bir kere. Bu yüzden, olur da zaman makinesi şansım olursa diye, 25 yaşımdaki kendim için aşağıdaki 25 kariyer tavsiyesini hazırladım.

1.       Kariyer bir maratondur, hız koşusu değil.

Sakin ol. Gençken insanlar genelde sabırsız olurlar. Yaşlandıkça anlarsınız ki aslında ortada gerçek bir telaş yoktur. Hayat ve kariyerimizin uzun soluklu bir tabanda ele alınması gereklidir. Eğer kariyerine deparla başlarsan, çok erken yorulur, veya eskiden yapmaktan zevk aldığın işten soğumaya başlarsın. Kendine nefes almak ve gelişmek için zaman ver. Sıkı bir çalışma ve kendine belli bir konuda iyi olmak için zaman verdiğin sürece beklentilerin kendiliğinden gerçekleşir. Sürekli aceleci davranmak seni yıpratır ve yorar. Kendine sağ şeride çekilmek için müsaade etmekte bir sorun yoktur. Kendini kariyer yolculuğunda daha önce fark etmediğin şeyleri fark ederken bulacaksın.

2.       Çoğu başarı tekrarlardan gelir, yeni şeylerden değil.

Efsane kuaför Stefan Ackerie 2003’te bana böyle demişti. Bunu daha önce hiç düşünmemiştim. Bundan birkaç yıl sonra, Malcolm Gladwell’in muhteşem kitabı Outliers yayımlandı. Bu kitapta da, bir konuda uzman olmak isteyen birinin o konu üzerinde 10.000 saat harcaması gerektiği iddiası bulunuyordu. Bu iddia Beatles ve onların Hamburg performansı, ve tesadüfi kazalar silsilesi yoluyla, bilgisayar başında herkesten daha fazla süre harcaması için de geçerlidir.

Buradaki asıl ders, yeni bir işe başlamadan önce, elimizdekiler üzerinde uzmanlaşmaktır. Gerçek uzmanlık, az sayıda elit insana mahsustur.  Bu insanlarda çok nadir süper güçler bulunur. Onların genel özellikleri dayanıklılık, sabır ve uzun vadeli planlar yapmalarıdır. Aynı zamanda yaptıkları işi severler. Eğer senin de yapmayı sevdiğin bir işin varsa, sakın bırakma.

3.       Eğer çalışmak gerçekten çok iyi olsaydı, tüm zengin insanların işi olurdu

Ölüm döşeğindeki hiç kimse ofiste yeterince zaman geçiremediği için yas tutmaz. Buraya kadarki kısım gayet açık. Buna rağmen uyduruk şartlar ve oldukça önemsiz durumlar bizleri okulun spor etkinlikleri ve çöp toplayan çocukların rozet törenleri gibi önemli olaylardan alıkoyar. Keşke 25 yaşımdayken birisi bana bunun önemini öğretseydi. Kaçırdığım her bir spor günü ve sertifika sunumunu hatırlıyorum, fakat bunları kaçırmama neden olan o önemsiz durumların hiçbirini hatırlamıyorum.

4.       Çocukların küçükken kariyerinin önceliğini azalt

Eğer yeteneğin, adanmışlığın ve tutkun varsa, kariyerin kendi başının çaresine bakabilir. Uzun vadede bakınca, sen çocuklarına öncelik verirken kariyerinin birkaç yıllığına rölantide gitmesinin bir sakıncası yoktur. Bu kural kadınlar ve erkekler için de geçerlidir. Geçen hafta çocuklarımın küçüklük videolarını izliyordum ve fark ettim ki, videodaki küçük çocuklar artık o hallerinde değiller. Hepsi birer yetişkin birey oldular. Eğer bu zamanları toplantı terminleri veya raporlarla ziyan edersen, bir daha asla geri alamazsın. Çocukluk fanidir. Zamanı gelirse, yakalamak için sadece bir şansın vardır.

Bu aynı zamanda öğrenme şansını da kaçırtır. Çocuklar senin onlara öğretebileceğinden daha fazla şeyi sana öğretebilir. Bu sana içinde yaşadığın dünyayı onların gözünden 2. kere ilk defa görme şansını verir. Ve bu hayat karmaşası içinde sana neleri kaçırdığını hayretler içerisinde gösterebilir. Şansın varken bu zamanları yakala.

5.       Çalışıyorken daima 35 yaşındaymış gibi davran

Bir işveren birkaç yıl önce bana bu tavsiyeyi vermişti. Oldukça ilham verici. Anlatmaya çalıştığı nokta, işyerinde genç olduğun zamanlarda bir acemi gibi davranma. Eğer zeki ve yetkin biriysen, ayağa kalk ve bir yetişkin gibi davranarak nelere muktedir olduğunu göster. Aynı şekilde işyerinde yaşlı bir çalışansan, bir yaşlı gibi davranma. Gününe gençlik enerjisiyle başla.

6.       İdarecilik insanlarla ilgilidir, nesnelerle değil.

Tüm insanların eşit olduğuna, her gün aynı şekilde davrandıklarına ve aynı performansı verdiklerine inanmak herkesin kolayca düştüğü bir tuzaktır. İnsanların yapısı böyle değildir. İşletme gurusu Jack Welch, iş gücünün %20’si üst düzey performanslı bireylerden, %10’u kurtulman gereken insanlardan ve %70’inin de standart performans gösteren bireylerden oluştuğunu söyler. Buradaki problem %70’lik orandadır. Tüm yöneticiler, ekipteki tüm insanların bu %20’lik dilimde olmasını isterler. Şuna dikkat etmemiz gerekir; yukarıda bahsettiğimiz %70’lik kısım performansı zayıf insanlar değildir. Bazen elitlerin süper güçlerini değil de, toplulukların yeterliliğini kutlamalıyız. Yöneticiler olarak, bizler eşyayı yönetmiyoruz. Bizler insanlara yetkiler vererek onların masaya getirdiklerinden en iyi şekilde faydalanmaya çalışıyoruz.

7.       Diğer insanları içten bir şekilde dinle.

Bireyler olarak tüm cevaplara sahip olduğumuz tuzağına düşebiliriz. Ama sahip değilz. Eğer bir grupsak, çok daha güçlüyüz. Diğer insanların fikirlerini içten bir şekilde dinleyerek onlarla işbirliği içerisinde olmayı öğrenmeliyiz. Ve bunun için öncelikle kendi ekibimize sormalıyız. Çoğu şirket ve yönetici sorunları dışarıdan gelen danışmanlarla çözmeye çalışır ve altındaki ekibe bu danışmanın kararını uygular. Hemen hemen her vakada, ekibin kendisi tüm cevaplara sahiptir. Çevremizdeki yetenekleri görmezden gelmekten kaçınmalıyız.

8.       Kötü patronlar için çalışma.

Hayat gerçekten kötü patronlara tahammül etmek için çok kısa. Eğer kendini böyle bir ortamda bulursan, ümitsiz veya açlıktan ölmüyorsan, başka bir iş bul. Derhal. Sonra da istifa ederek kötü patrondan kurtul.

9.       Ekibin sınırlı bir duygusal kapasitesi olduğunun farkında ol.

Bu gerçekten keşke daha önce bilseydim dediğim bir madde. İnsanların sınırlı bir duygusal kapasitesi olduğu açıktır. Eğer hayatlarında bir zorluk  yaşarlarsa, ofisteki işlere ayırabilecek daha az enerjileri kalır. İş hayatında karşılaştığım neredeyse tüm düşük performans sergileyen insanların işlerinden yana hiçbir sorunları yoktu. İşinde iyi olan insanların sorunları varsa, yöneticiler ve şirketler bunları çözmelidir. Bu kişisel bir misyon olmalıdır. Eğer insanlara en ihtiyaçları oldukları anda destek olursak, çok daha güçlü bir topluluk haline geliriz ve insanlara gençken hayal bile edemeyeceğimiz şekilde güçlendirebiliriz. Canlandırılmış bir demotive çalışan, bir işletmenin en kuvvetli gücüdür. Bir anda kendilerinin daha iyi bir modeline dönüşürler.

10.   Sadece kendi yaşındaki insanlarla network kurma

“Adam olacak çocuk” sendromuna dikkat et. Zeki ve genç insanların, yine diğer zeki ve genç insanlarla bir araya gelerek birbirlerinin enerjilerini kendi yararlarına kullanmaları gibi bir alışkanlıkları vardır. Daha yaşlı insanların dünyasında bu gençler “muhteşem genç şeyler” olarak görülür ve daha yaşlı insanlara geleceğin emin ellerde olduğu mesajını verirler, mi acaba? Kaç kere buna benzer bir hikaye duydunuz? Genç topluluklar aslında genelde kısıtlayıcıdır. 20’li yaşlarındaki zeki insanlar, daha yaşlı insanlarla network kurmalıdır. Aslında bu networking süreci, iş hayatında yeni kapılar açacak bir mentor ve kariyer şampiyonuyla birlikte olmalıdır. Aynı şekilde daha yaşlı, başarılı insanlar da küflü bar köşelerinde oturup 1970’lerden konuşmak yerine daha genç insanlarla network kurmalıdır. Daha yaşlı insanlar da kendilerini konfor alanlarından çıkaracak ve gözlerini yeni fikirlere açacak zeki ve genç insanları arıyor olmalıdırlar.

11.   Ofis ortamındaki kültürel farklılıklardan mutlu ol

Avustralya’da yaptığımız en büyük hatalardan biri de, değişik kültürlerden insanları ve denizaşırı tecrübeyi yeterince tanıyamamaktı. Çeşitlilik, çalışma ortamına herkesin fayda sağlayacağı bir zenginlik getirir. Denizaşırı tecrübe, gerçek bir tecrübedir. Çalışma ortamlarımıza yeni bir fikir sokmak için her türlü fırsatı değerlendirmeliyiz. Sihrin başladığı nokta burasıdır.

12.   Çalıştığın işin hedefini anlamak için zaman ayır

ABD başkanı J.F. Kennedy’nin NASA’yı ziyareti sırasında bir temizlikçiye ne iş yaptığını sorar ve temizlikçi “Aya roket gönderiyorum.” cevabını verir. Her birimiz çalıştığımız şirketlerin gerçekten ne yaptığı konusunda kendimizi bir paydaş olarak görmeliyiz. Büyük resmin bir parçası olduğumuzu anlamalı ve çalıştığımız organizasyonun gerçek hedeflerine bağlı hissetmeliyiz. Bu hedeflerin neler olduğunun birinin gelip sana haber vermesine veya iç iletişimin ne kadar kötü olduğunun yasını tutmana gerek yok. Nasıl yapılacağını kendin bulmalısın.

13.   Denizaşırı çalışmayı öteleme.

Dünya coğrafyası gitgide daha az önemli hale geliyor. Hepimiz dünya vatandaşıyız. ABD başkanı Obama, Queensland üniversitesindeki konuşmasında dünyanın gitgide daha küçük hale geldiğini, Pasifik okyanusunun bile artık bir göl haline geldiğini belirterek bu noktaya parmak basmıştır. Bir denizaşırı teklifi alırsan ve bunu için hevesliysen, bunu kabul et. Hiçbir zaman “doğru zaman” yoktur. Ve yapmadığımız şeylerin pişmanlıkları, yaptığımız şeylerin pişmanlıklarından çok daha fazladır.

14.   Arkadaşlarının olduğu bir ofiste çalış

İş yerinde çokça vakit harcayacaksın. Bu nedenle sevdiğin insanlarla çalışmalısın. Çalışan bağlılığı anketlerinde “ofisinizde hiç iyi bir arkadaşınız var mı?” sorusunu hep şüpheli bulurdum. Şimdi anlıyorum ki işler bir arkadaş çevresi içinde çalışıyorsan çok daha kolay. En mutlu insanlar, yaptıkları işe tutkuyla bağlı olup, sevdikleri insanlar arasında çalışanlardır. Bunun da ilerisinde, eğer kendini nefret ettiğin bir işte bulursan, ondan çabucak kurtul. Kariyerin birkaç iyi niyetli yol ayrımı ve hatalı patikalardan zarar görmez

15.   Kişisel etik değerlerini mesleki sebeplere kurban etme

Değerlerin uyumu, çalışma ortamının mutluluğu için zorunludur. Eğer kişisel değer ve etiklerini tehlikeye atan bir yerde çalışıyorsan, yapabildiğin en hızlı şekilde orayı terket. İyi insanlar, içlerine sinmeyen şeylere sinir olurlar. Ve eğer bir şey içine sinmiyorsa, muhtemelen kötüdür. Kötü şeyler sadece iyi insanlar karşı bir tavır takınmadıkları sürece kendini gösterebilir.

16.   Başarısızlığın bir öğrenme metodu olduğunun farkında ol.

Kulağa acayip gelse de, başarısızlık bir başarısızlık değildir. Araştırmacılar, başarısızlığın doğru olmayan seçeneklerin elenmesi sürecinin bir parçası olduğunu tanımlamışlardır. Peri masallarında bile bir prenses, yakışıklı prensi bulana kadar birçok kurbağa öpmesi gerektiğini bilir. Thomas Edison da bunu çok açık şekilde söylemiştir: “Ben başarısız olmadım. Sadece 10.000 yanlış yol tespit ettim.” Eğer başarısızlıktan korkarsak, işimize ve çevremizdeki fırsatlara minimalist yaklaşımlar yaparız. Risk almaktan korkma. Bazen başarısız olmak bize hayatta olduğumuzu, insan olduğumuzu ve sıradışı şeyler için hevesli olduğumuzu hissettirir. Olağanüstü olmaya muktedir bir kapasiten varsa, sıradan olmanın hiçbir değeri yoktur.

Şimdi, zaman makinesini çalıştırma zamanı…

Shane Rodgers LinkedIn profili

Orijinal makale

Tarih:BlogKişisel GelişimOrganizasyon

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir